Parlamenter sistem türkiyeye ne zaman geldi ?

Sevval

New member
Parlamenter Sistem Türkiye’ye Ne Zaman Geldi?

Türkiye’nin siyasi tarihini incelediğimizde, 1923 Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte gelen değişimlerin, yalnızca yönetim şekliyle ilgili değil, aynı zamanda toplumsal yapıyı da etkileyen köklü dönüşümler olduğunu görürüz. Cumhuriyet’in ilanı, önceki monarşik yönetim anlayışından, halk iradesine dayalı bir sisteme geçişin simgesiydi. Ancak Türkiye’nin hangi hükümet sistemini benimseyeceği, yıllar içinde bir dizi değişim ve dönüşüm geçirmiştir. Bu yazıda, Türkiye’ye parlamenter sistemin ne zaman geldiğini ve bu sistemin tarihsel süreçte nasıl şekillendiğini derinlemesine inceleyeceğiz.

Cumhuriyetin İlanıyla Yeni Bir Başlangıç: 1923

Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte, Osmanlı İmparatorluğu’ndan kalan yönetim anlayışından, modern bir ulus-devlet inşa etme süreci başladı. 1923’te Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının öncülüğünde kurulan Türkiye Cumhuriyeti, monarşiyi terk ederek halk egemenliğine dayalı bir sistemin temellerini attı. Ancak bu dönüşümde, parlamenter sistemin ortaya çıkışı doğrudan bir siyasi sistem değişikliğiyle bağlantılıydı.

Türkiye, 1923’te Cumhuriyet ilan edildikten sonra, yönetim sistemini belirlemek için hızla harekete geçti. Cumhuriyetin ilk yıllarında, sistem daha çok bir "meclis hükümeti" modelini andırıyordu. Bu dönemde, meclis hükümeti modeline benzer bir uygulama vardı, fakat hükümetin başı olan başbakanın gücü, zamanla meclisin çoğunluğunun desteğiyle şekilleniyordu.

1924 Anayasası: Parlamenter Sistem Resmi Olarak Benimseniyor

Türkiye’nin parlamenter sisteme tam anlamıyla geçişi, 1924 Anayasası ile gerçekleşti. Bu anayasa, Türkiye’nin yönetim şekli olarak parlamenter sistemi benimsemiş ve yürütme yetkisini başbakan ve bakanlar kurulu aracılığıyla kullanacak şekilde tasarlanmıştı. 1924 Anayasası’na göre, Cumhurbaşkanı, devletin başıydı ancak başbakan hükümetin başıydı ve parlamentonun onayıyla atanıyordu. Cumhurbaşkanının rolü, sembolik bir anlam taşıyor ve siyasi kararlar almakta etkisi sınırlıydı.

Bu anayasa ile birlikte, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki daha merkeziyetçi yönetim anlayışı yerini, yürütme yetkisinin parlamento ile paylaşılmasına dayalı bir sisteme bırakmış oldu. Başbakan, çoğunluğu elinde bulunduran siyasi parti tarafından atanıyordu, bu da parlamenter sistemin en belirgin özelliğiydi.

1960 Darbesi ve Parlamenter Sistemin Dönüşümü

Türkiye’nin siyasi tarihinde 1960 darbesi önemli bir dönemeçtir. 27 Mayıs 1960’ta gerçekleşen askeri darbe, dönemin Başbakanı Adnan Menderes’in ve hükümetinin devrilmesine neden oldu. Bu olay, parlamenter sistemin işlerliğini bir kez daha sorgulatan önemli bir dönemeçtir. Darbe sonrası hazırlanan 1961 Anayasası, parlamenter sistemi güçlendiren bir dizi düzenlemeyi de beraberinde getirdi.

1961 Anayasası ile birlikte, yürütme yetkisi daha çok kolektif bir yapıya dönüştü. Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı arasındaki denetim ve denge daha belirgin hale geldi. Ancak yine de, başbakan parlamentoda çoğunluğa sahip parti tarafından atanıyordu. Bu değişiklik, parlamenter sistemin dinamiklerini değiştirmeden, sisteme denetim mekanizmaları ekleyen bir düzenleme oldu. Yine de, siyasi istikrarsızlık ve darbelerle geçen yıllar, bu sistemin sürdürülebilirliğini zorlaştırdı.

1982 Anayasası ve Cumhurbaşkanının Rolü

1980 darbesi sonrasında hazırlanan 1982 Anayasası, Türkiye’deki parlamenter sistemi doğrudan etkilemiştir. Bu anayasa, Cumhurbaşkanının yetkilerini genişletmiş ve başbakanın yetkilerini sınırlamıştır. 1982 Anayasası ile birlikte, Cumhurbaşkanı’nın parlamentoyu feshetme yetkisi ve hükümetin kurulmasında daha fazla etkisi oldu. Bu dönemde, parlementer sistemin işlerliği büyük ölçüde Cumhurbaşkanının gücüne bağlı hale gelmişti.

1982 Anayasası, aslında parlamenter sistemi bir tür yarı-başkanlık sistemine dönüştürmüş, fakat yine de başbakanlık makamı, ülkenin yürütme gücünü elinde tutmaya devam etmiştir. 2000'lerin başlarına kadar, Türkiye’deki yönetim genellikle bu sistemle devam etmiştir. Ancak 2017’deki anayasa değişikliği ile parlamenter sistem tamamen terk edilmiş ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçmiş oldu.

Kadınların Politikaya Katılımı ve Parlamenter Sistemin Etkisi

Parlamenter sistemin Türkiye’deki tarihsel gelişimi, toplumsal cinsiyet eşitliği açısından da önemli bir etkendi. Özellikle 1950'lerde kadınların seçme ve seçilme hakkını kazanmasıyla, parlamenter sistemin toplumsal yapıya etkisi arttı. Kadınlar, parlamenter sistemde daha fazla yer bulmaya başladılar ve bu da toplumsal ilişkilerin yeniden şekillenmesine yol açtı. Ancak, kadın temsilinin hala düşük olduğu Türkiye'de, parlamenter sistemin kadınların siyasetteki rolünü artırma potansiyeli taşıdığı söylenebilir. 2018 seçimlerinde Türkiye’deki kadın milletvekili oranı sadece %17.3’tü; bu oran dünya ortalamasının oldukça gerisindedir. Parlamenter sistem, bu açığı gidermek için daha fazla fırsat sunabilir.

Sonuç: Parlamenter Sistem ve Türkiye’nin Geleceği

Türkiye, 1923’te Cumhuriyet’in ilanıyla parlamenter sistemi benimsemiş ve yıllar içinde bu sistemde birçok değişikliğe gitmiştir. Ancak 2017’de yapılan anayasa değişikliğiyle parlamenter sistemin yerini, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi almıştır. Bu dönüşüm, Türkiye’nin siyasi yapısını önemli ölçüde değiştirmiştir. Ancak parlamenter sistemin tarihsel önemi ve toplumsal etkileri, Türkiye'nin siyasi geleceğini şekillendirmede hala güçlü bir referans noktasıdır.

Sizce, Türkiye’de parlamenter sisteme geri dönülmesi mümkün mü? Bu dönüşüm, kadınların siyasetteki temsili üzerinde nasıl bir etki yaratabilir?